• BIST 9379.83
  • Altın 3707.979
  • Dolar 37.8409
  • Euro 41.3004
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 15 °C

Savaşacak mı yoksa barışacak mısınız, karar verin…

Markar Esayan

HDP’nin bu seçimlerde kilit parti olacağına dönük beklentiler, tahminler, aslında Çözüm Süreci’nin bir sonucu... PKK, 2011 yılında Siirt’te olduğu gibi içinde altı kadın bulunan araçları havaya uçurur, 6-8 Ekim’de 52 vatandaşı linç eder ve özür bile dilemezken, Çözüm Süreci’nin yaşanmadığı bir süreçte HDP kendi kemik oylarını dahi koruyamazdı. Selahattin Demirtaş’ın değil yüzde 9.7 oy alması, HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday göstermesi bile komik kaçardı. (Dört kadının öldüğü Siirt’teki saldırıda ağır yaralanan Nuran Evin olaydan sonra yatağa mahkum oldu, arkadaşı Gülcan Olgaç’ın ise bir bacağı kesildi, protez bacak takıldı.)

Çözüm Süreci’nin merkez formülü zaten silahın tasfiyesi ve siyasetin güç kazanmasıdır. Ancak bu formülde HDP ve Çözüm Süreci arasında ters orantılı bir ilişki gelişti. HDP barışı önceleyerek değil, Çözüm Süreci karşıtı ittifakın piarıyla destekleniyor. Tedirgin edici olan AK Parti’nin oylarına ne olacağı değil, bu bayatlamış propagandayı bir kenara bırakalım. Sorun HDP’nin (doğal olarak Kandil’in) şiddetle ilişkisini kesmemiş olması, gizli ajandayla yol alması, Çözüm Süreci’ni düşman belleyen vesayet ittifakıyla “ortaklaşmaya” gitmesidir.

Çözüm Süreci’ni desteklerken, kendimizi bir mühendisliğin içinde mi bulacağız?

Bu AK Parti’den öte, Türkiye’nin geleceği ile ilgili bir risktir. HDP pek ala AK Parti’ye özgürlükçü/sert muhalefet ederek, şiddet kartını reddederek, bu arada paralel yapıya, vesayet ittifakına da aynı sertlikte karşı çıkarak çok daha geniş bir kesimden oy isteyebilirdi. Bu siyaseten rasyonel ve sosyolojik gerçeğe daha uygun bir davranış olurdu. İnsanlar HDP’yi demokrasinin bir güvencesi, potansiyel ana muhalefet partisi olarak görmeye başlar, bunun kendisi bile Çözüm Süreci’ni ilerleten bir unsur olurdu.

Ama hikâye çok farklı gelişiyor ve şüpheler de bundan.

Şimdi bakıyorsunuz, HDP ve Sayın Demirtaş üzerinde, vesayet ittifakı ile girişilen işbirliğini örtme amaçlı bir demokrasi tacı oluşturulmaya çalışılıyor. Bunu yapanlar düne kadar Kürtleri öldüren, inkâr eden ve son 13 yıllık dönüşümü engellemeye çalışan yapı… Ha bir de sekiz bin KCK’lıyı hapse atan paralel yapının HDP’ye desteği eklendi buna. Bu formatı sadece yerli unsurlarla anlamaya çalışmak saflık olur. Bu hesap, Çözüm Süreci’nin dönüştürücü gücünden tiksinen üst aklın maestroluğunda ilerliyor gibi. Çünkü bu projenin başarısı tüm bölgede büyük bir değişimin ilk hamlesi olacak.

Dolmabahçe Sarayı’nda Öcalan’ın bildirisi okunuyor. Adımların en esaslısı… Bu hükümetin iyi niyetini, ama ciddi bir risk üstlendiğini de gösteren tarihi bir olay. Öcalan’ın bahar aylarında, yani tarih vererek silahsızlanma kongresi toplanması çağrısı yaptığı noktada, Demirtaş tıpkı 3 Ocak 2013 İmralı ziyaretinden sonra yaptığı gibi zehir zemberek açıklamalar yapıyor, “Hükümetin pratiği barış adına zerre kadar ümit vermiyor” diyor. Öte yandan, Cemil Bayık “Erdoğan tımarhaneye kapatılmalıdır” diye sinkaflı sözler sarf ederken, “Zaten bu nedenle Erdoğan’ın siyaset döneminin sonuna gelinmektedir. Artık beklenti yaratıp oyalama politikası teşhir olmuştur. Bu politika karaya vurmuştur. Ya Kürt sorununda adım atacaktır ya da gidecektir” diye tehditler savuruyor.

Aynı Bayık, “Erdoğan IŞİD’in halifesidir. Süleyman Şah’ı IŞİD karargah olarak kullanıyor” da demişti.

Dün itibarıyla da Dağlıca’da PKK askere havan ve makinalılarla saldırı düzenliyor…

Peki sürekli tehdit ve yalana dolana başvuran HDP/Kandil’in bugün beyaz Türkler, ulusalcılar, eski liberaller ve paraleller tarafından demokrasi havarisi olarak el üstünde tutulması nedendir? Bu demokrasi havarisi örgüt, 3 Ocak 2013’ten sonra hangi adımları atmıştır?

Koca bir hiç… 52 vatandaşı linç etmiş, Güneydoğu’da hamile eşinin yanında insanların kafasına sıkmıştır. 8 Mayıs’ta “çekilme başlıyor” demiş, sonra Gezi’de başlatmadığı çekilmeyi de durdurmuştur. Daha sonra da “Çektiklerimizin yerine daha fazlasını gönderdik” açıklaması yapmıştır.

Ayaklanma, cinayet, dezenformasyon ve darbe ittifakıyla gidilen bir seçim süreci…

Hükümetin süreçte attığı adımları saymak için ise yerimiz yeterli değil.

Kimse bunu demokratik muhalefet diye yutturmasın. Bu haliyle Çözüm Süreci’ni araçsallaştıran bir savaş mekaniği işliyor.

Barış için elini uzatana vurup, Kürtleri öldürenlerle, inkâr edenlerle, siyaseti, sokağı Kürt canı üzerinden karıştırmayı hesap edenlerle yürümeye strateji veya muhalefet denemez. Bu hükümeti açık sulara çekip kayığı batırma amaçlı bir projeye benziyor.

Ve tekrar, burada sorun hükümetin değil, Türkiye’nin geleceğidir. Bu ikisi özdeşleşmişse, bu analiz yapandan bağımsız tarihsel bir gerçekliktir.

HDP’nin yeri, senaryolar değil, bu tarihsel gerçeklik olmalıdır. Fakir Kürt ve Türk çocuklarının yaşamı üzerinden strateji kurulmaz.

  • Yorumlar 8
  • Facebook Yorumları
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    • hano26 Mart 2015 Perşembe 09:55insan beyinsizolmya görsun

      Vartoda polis tarafindan katl edilen gence deginmeden gecemedim gercek lafla ortadan kalkmaz

      Yanıtla (0) (0)
    • hasan balcık26 Mart 2015 Perşembe 10:15ermeni

      Afedersiniz bana ermeni bile dediler .bu sana itham olsun

      Yanıtla (0) (0)
    • Ale bagır26 Mart 2015 Perşembe 10:31kürd ü eleştirmek

      sayın Eseyan, "Kürd" ü eliştirirken "yörüksünüz" Peki AKp neden baraj lafını eveleyip geveleyip "can simidi" gibi sarılıyor KENAN EVREN yasasına? Bir de acı olan "KÜRD2 eleştemek Eseyan ve Mahcupyan amı kaldı "ÖRT ki ÖLEM" derler buna
      Yazarken ne yazdığınıza dikkat edin lütfenAKp şöyle y ad böyle gidecek amma siz ne olacaksınız?

      Yanıtla (0) (0)
    • baran yılmaz26 Mart 2015 Perşembe 12:17musa dağda kırk gün

      müthiş bir ermeni romanıdır musa dağda kırk gün.ben osmanlı subayıyım diyen bir ermeni nasıl sürgün edilmek ve kırıma uğratılmak isteniyor buna karşı direnişi anlatıyor.markar okumuşsundur sana yeter bu kardeşim girişin bile bir kalemşör girişi yazık yazık ki ne yazık hırant gibi olamadın ilham alamadın

      Yanıtla (0) (0)
    • Medya terazi26 Mart 2015 Perşembe 14:24Affederseniz !

      Bu kadar asparagasları biraraya getirip Kurdlere kinle saldırmak ancak osmanlıdan kalma meşhür hilelerin eseriyanı olabilir..
      1.Darbecilere,cemaatçilere,cuntacılara,antidemokratik uygulamalara ,despot hükümetlere,yalana talana we sömürüye karşı halende canını weren Kurd we siyasi hareketi ise esenyana ne oluyor ?
      2.Kurdlerin kutsal haqları halen dewleti yöneten hükümetin elinde canlı canlı rehine ise esenYANCILARaa ne oluyor?
      3.Bu ülkede azınlıkların haqlarından dahi halen yararlandırmak istemeye bir hükümet warsa size ne oluyor?

      Yanıtla (0) (0)
    • salih26 Mart 2015 Perşembe 16:11kör

      genelkurmayın sözlerinden haberi yok katırları itlaflarından haberi yok bu zavalının.geçenlerde haberlerde yatağa uzanmış bir karganın kendini insan sandığı bir haber vardı bu adamda kendini müslüman sanıyor herhalde kürtlerin işini bitirirlerse sıranın onlara aslında sıranın onlara gelmemiş olmasına kürtlerin izin vermediğini bilmiyor,bu kadar gözleri kararmış.

      Yanıtla (0) (0)
    • Arî26 Mart 2015 Perşembe 16:21Çarpitma

      Bu zati okurken; sanki "Türkleri yüz sene soykirimlardan geçiren Kürtler'miş miş. ..?" Kipkirmizi olmadan, "gerçekleri" tersyüz etmek, çarpitmak; psikolojik'savaş; ancak bu kadar olur! Kürtleri amansiz(!)
      bir süreç beklediğini bu zattan okuna bilinir! !

      Yanıtla (0) (0)
    • m kurtuluş28 Mart 2015 Cumartesi 00:30afedrsiniz Kew kew

      Sayın Esenyan yarın ucube olursan yani , Mahçupyan olmakta var. kendine yakışanı yapıyorsun gibi başarılar,sen yazıp sen okursun heykeliniz bile ucube görüldü haydi hayırlısı olsun...

      Yanıtla (0) (0)
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89