Türkiye Cumhuriyeti, hukuk devleti olma niteliğini, başarısız ve kanlı darbe girişimi sonrası olağanüstü hal ilan ettikten sonra kaybetmedi. 15 Temmuz öncesinde de kısmi ve rastlantısal hukuk devleti yürürlükteydi. OHAL ilanını izleyen kanun hükmünde kararname furyası içinde, yarım yamalak hukuk devleti güçlünün devletine dönüştü. Bir yandan yalnız mahkemelerin alabileceği özgürlük kısıtlayıcı kararları idare alabilir oldu ve bunlara karşı yürütmeyi durdurma davası açma yolu da kapandı. Diğer yandan, siyasal iktidarın başının daha önce de sık yaptığı yargı alanına açık müdahale, sürekli ve etkin müdahaleye dönüştü.
Güçlünün devleti, gücü elinde tutanın, kendi iktidar alanı içinde istediğini yaptırabildiği bir düzeni ifade der. Karşısında herhangi bir etkili karşı çıkış, hukuki direniş imkânı bırakmaz. İlginç olan, güçlünün devletinde genellikle yürürlükteki anayasada temel hak ve özgürlükler gayet güzel tarif edilmiştir ama mostralık olarak orada dururlar. Stalin döneminde, 1936’da yürürlüğe giren SSCB Anayasası’nın 125. maddesi, bütün Sovyet yurttaşlarına ifade, basın, toplanma ve gösteri özgürlüğü güvencesi veriyordu. Kişi ve konut dokunulmazlığını tanıyor, haberleşmenin gizliliğini yasa ile koruyordu. Bu haklar Stalin döneminde ve sonrasında hep mostralık haklar olarak kaldı.
Türkiye’de de anayasada güvence altına alınan hakların duruma göre geçerli olduğu veya fiilen yürürlükten kalktığı bir kısmi ve rastlantısal hukuk devleti var oldu. Şimdi anayasanın temel hak ve özgürlüklerle ilgili mostralık niteliği tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor.
1950 yılında yürürlüğe giren Pasaport Kanunu, “memleketten ayrılmalarında genel güvenlik açısından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığı tarafından tespit edilen kişilere” pasaport verilmemesine, verilmişse geri alınmasına izin veriyordu (22. madde). Halbuki anayasa çok açık biçimde seyahat özgürlüğünün sadece ve sadece hâkim kararıyla kısıtlanabileceğini belirtiyordu. Pasaport Kanunu’nun anayasaya açık biçimde aykırı bu maddesi, yürürlükten kaldırılmadı. “Ne olur ne olmaz” diye bir kenarda saklandı. Haklarında herhangi bir mahkeme kararı olmayan binlerce “sakıncalı” yıllarca pasaport alamadı.
Uzun zamandan beri fiilen uygulanmayan Pasaport Kanunu’nun bu maddesi, OHAL ilan edilmeden önce yavaş yavaş yürürlüğe konmuştu. Örneğin, 20 Ocak 2016’da Haberdar sitesinin sahibi Said Sefa’ya İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden evine yollanan bir yazıda, mahkeme kararı olmamasına rağmen yurtdışına çıkma yasağı tebliğ edilmiş ve pasaportuyla Emniyet’e gelmesi istenmişti.
15 Ağustos’ta yayımlanan KHK ile Pasaport Kanunu’nun 22. maddesine bir ek yapıldı: “Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurtdışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığı’nca tespit edilenlere” de pasaport verilemeyeceği, varsa pasaportlarına el konulabileceği hükmü ilave edildi. Bu sürekli olan bir düzenleme. Halbuki anayasanın diğer mostralık durumuna düşen maddesine göre, KHK’lerle ancak olağanüstü hal süresi içinde geçerli olan önlemler alınabilir!
Yeni uygulama ilginç: Pasaportu sahibi değil, idare kayıp ilan ediyor. Ya bu işlem yasal olmadığı için ya da pasaport polisinin bilgisayar programı yapılırken anayasaya aykırı bu işlem öngörülmediği için, Emniyet bu pratik yolu kullanıyor. Aslında zayi olan pasaportlar değil, yürürlükteki anayasa.
Güçlünün devleti, yargının kararlarının da tepeden emredildiği devlettir. Güçlünün özel olarak bir hınç beslediği, öç almak için sabırsızlandığı kişilere yönelik “muhakkak cezalandırılmaları” emrinin verildiği devlettir. Örneğin hâkimin sağlam bir gerekçeyle serbest bırakmasından birkaç saat sonra, Ahmet Altan’ın yeniden tutuklanması ancak böyle bir emirle izah edilir. Zaten FETÖ davalarının savcılığını fiilen üstlenmiş olan güçlünün, bundan birkaç yıl önce Ergenekon davalarının da savcılığını üstlenmiş olması bir rastlantı değildir.
15 Temmuz’dan önce de güçlünün devleti yürürlükteydi. 15 Temmuz lütfundan sonra “yegâne güçlü”nün devletine dönüştü.
- BIST 9379.83
- Altın 3707.979
- Dolar 37.8409
- Euro 41.3004
- İstanbul 14 °C
- Diyarbakır 11 °C
- Ankara 8 °C
- İzmir 13 °C
- Berlin 3 °C
- Nûbihar Dergisinden Kürt Dili Dosyası!
- Nûbihar dergisinin 164.sayısı çıktı!
- Gazeteci Evrim Kepenek'e kelepçeli gözaltı!
- Gazeteci Sinan Aygül'e saldıran korumalar tutuklandı
- 15 barodan gazeteci Sinan Aygül’e yönelik saldırıya kınama
- İbrahim Kalın MİT Başkanlığına atandı
- Çanakkale ve Balıkesir'de art arda deprem
- Buldan ve Sancar eş başkanlığı bırakacaklarını açıkladı
- Başak Demirtaş: Selahattin adaylığını üç kez iletti
- Şenyaşar ailesi: ‘Gereken yapılmazsa ‘adalet’ pankartını Meclis’e asacağız’
- Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni kabineyi açıkladı
- HDP’li yönetici: Demirtaş’ın talebi genel merkezimize ulaşmadı
- Biden, sahnede yere düştü
- Demirtaş: HDP, cumhurbaşkanı adaylığı talebimi gerekçesiz reddetti
- Selahattin Demirtaş: Aktif politikayı bırakıyorum
Güçlünün devleti güçlünün hukukudur

Ahmet İnsel / Cumhuriyet
- Yorumlar 0
- Facebook Yorumları
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Paris’te üç Kürt kadın öldürülmüştü...07 Ocak 2017 Cumartesi 10:44
- Halep kurtuldu mu, düştü mü?24 Aralık 2016 Cumartesi 12:30
- Üç milyar Avro’ya ne oldu?10 Aralık 2016 Cumartesi 10:17
- Tarih tekerrür mü edecek?29 Ekim 2016 Cumartesi 09:39
- FETÖ/PDY iddianamesinin kör açısı17 Eylül 2016 Cumartesi 09:14
- Terörden başka örgütlü suç olamaz mı?16 Ağustos 2016 Salı 08:07
- Darbeyle ilgili organize belirsizlik26 Temmuz 2016 Salı 09:42
- Otokrasi riski ve direnme imkânları23 Temmuz 2016 Cumartesi 09:12
- İç savaş, darbe ve otokrasi üçgeninden çıkmak19 Temmuz 2016 Salı 09:59
- Panama Belgeleri: Yokmuş Gibi Yapma Zamanı!07 Temmuz 2016 Perşembe 14:15
SON EKLENEN GALERİLER
ÖNE ÇIKANLAR
Fotoğraflarla Kürdistan’a dönen ilk hacı kafilesi
Başkent Hewler’de huzurevi
IŞİD’in son mevzisinden kaçış...
Kürdistan Parlamentosu'nun yeni üyeleri yemin etti
12345678
- Süleyman ÇevikKürtçe zorunlu eğitim bir haktır!
- Ersin TekGeleceğin Önündeki Engel: Geçmiş!
- Roşan LezgînZazakî Kur’an Meali ve İncil çevirisi
- Bayram BozyelSri Lanka; İktidar hırsının trajik sonuçları
- Abdullah Can“Bediüzzaman’ın hançeri” mi, Bediüzzaman’ı hançerlemek mi? (5)
- Mustafa Özçelik‘’Helalleşme’’ söylemini destekleyerek, kapsamlı helalleşmelere kapı ara
- Rahmetullah KarakayaBinelim kuşa gidelim Muş’a (2)
12
Sait Çürükkaya...
Antep'te sokak düğününe bombalı saldırı
Cizre'deki bodrumlarda ne yaşandı?
Nizamettin Ariç - Xakî Bîngol - Çîyayê Şengalê
12345678
- Murat YetkinSon üç gün, son üç soru
- Hayko BağdatKürtler TİP’e neden kırgınlar?
- Arzu YılmazKürt seçmenin seçimi ve dış politika
- Hediye LeventCIA Şefi neden Orta Doğu'da?
- İsmail Beşikci59 Yıl Sonra Şemdinli
- Mehmet Latif YıldızGüçlendirilmiş parlamenter sistem üzerine
- Akif BekiHDP’yi kapatmak neye yarar?
- Fehim TaştekinKürtler için lanet geri mi dönüyor?
- Ahmet TaşgetirenYargı sancısı -bumerangı unutmamak
- Fehmi KoruFırat’ın doğusuna gitmiyoruz, tamam. "Neden"...
- Aydın Doğanİstanbul seçimleri ve ötesi…
- Galip Dalayİran'a Sovyet modeli...
- Hakan AlbayrakMalcolm X
- Elif ÇakırBize ne oldu böyle?
- Orhan Kemal CengizHDP neden arabayı atın önüne koyuyor?
- Yaşar YakışFırat’ın doğusu sorunu askeri harekâtsız da çözümlenebilir mi?
- Mücahit BiliciDonald Trump’ın Zülkarneyn olarak portresi
- Tarık Ziya EkinciKılıçdaroğlu'nun Ahmet Türk'le görüşmesi bir skandaldır
- Akdoğan Özkan'ABD Çin ile Savaşacak'
- Murat SabuncuABD, Türkler ve Kürtler arasında 'çözüm' için devrede mi?
- Ahmet AltanMilliyetçilik ve Aydınlar
- Aslı AydıntaşbaşYalancı bahar mı ikinci bahar mı?
- Amberin Zaman‘Al papazı, ver papazı’ derken elde ne kaldı?
- Etyen MahçupyanErken seçim istemeyip ne yapsaydı?
- Kadri GürselÜç yıl sonra HDP yine anahtar
12345
RÖPORTAJ
Arzu Yılmaz: Irak Başbakanı Kazımi’nin ziyareti Türkiye’den ABD’ye mesajKürt sorunu üzerine çalışmaları ile tanınan ve Kürdistan Bölgesinde de görev yapan Hamburg Üniversitesi Misafir Öğretim Görevlisi Dr. Arzu Yılmaz Irak Başbakanı Kazımi’nin ziyaretini Evrensel'e değerlendirdi.
Türkan Elçi: 'Tahir hiçbir rüyamda benimle konuşmadı’Bugün Diyarbakır Barosu Tahir Elçi’nin öldürülmesinin beşinci yılı.
Kürt hukukçuya Yeni Zelanda'dan 'Küresel Etki ÖdülüERBİL (K24) - Kürt hukukçu Rez Gerdi, mültecilerle ilgili yaptığı çalışmalar ve gösterdiği çabalar nedeniyle Yeni Zelanda’da “Küresel Etki Ödülü”nü kazandı.
PSDK lideri: Kürtler ABD’yle doğrudan görüşmeliKürdistan Sosyalist Demokrat Partisi (KSDP) Genel Sekreteri Muhammed Haci Mahmud, Bağdat’la yaşanan bazı sorunlar konusunda kesin sonuçlar alınması için Kürtlerin ABD’yle doğrudan görüşmesi gerektiğini söyledi.
ÖZEL MAKALE
Konya’daki katliama ilişkin gözaltı sayısı 13’e çıktıKonya’da yedi kişinin katledildiği ırkçı saldırıya ilişkin gözaltına alınanların sayısı 13’e yükseldi.
Reuters: Türkiye sınıfta kaldıKoronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında Türkiye'de 2 haftadır hafta sonları akşamları sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. İngiliz haber ajansı Reuters'ın analizine göre bu yasaklar bir işe yaramadı.
Demirtaş hakkında yeni iddianame: 3 yıla kadar hapsi istendiAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başsavcı Yüksel Kocaman'ı hedef gösterdiğini iddia ettiği HDP'nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hakkında yeni bir iddianame hazırladı. İddianamede Demirtaş’ın 3 yıla kadar hapsi istendi.
Mesud Barzani: Kerkük; anılar, düşler ve düşüncelerBarzani, “Saddam Kerkük’ün Kürtlerin hakkı olduğunu kabul ediyor muydu?” şeklindeki soruya, “Şahsen kendisi bana, ‘Kerkük Kürt kentidir’ dedi."
KÜLTÜR SANAT
Nûbihar Dergisinden Kürt Dili Dosyası!Nûbihar dergisinin 165. Sayısı Kürt Dili Dosyası olarak çıktı.
Nûbihar dergisinin 164.sayısı çıktı!Nûbihar dergisinin yeni sayısı okuyucusuyla buluştu.
Nûbihar dergisinin 163. sayısı çıktı3 ayda bir Kürtçe yayınlanan Nûbihar dergisinin 163. sayısı zengin bir içerikle çıktı.
Feyruz, Suudi Arabistan’da konser vermeyi reddettiArap dünyasının yaşayan en büyük şarkıcısı Feyruz, Suudi Arabistan'ın insan haklarına saygı göstermediğine dikkat çekerek konser davetini reddetti.
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89
Tel : 0532 261 34 89
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.