Barbarların saldırısıyla yıkılan “kendi” kalelerimizin dibinde ağlamaktan vazgeçip, bu saldırılara topyekûn bir dirençle cevap vermeliyiz
Bir toplumun fikir özgürlüğünün sınır kaleleri gazeteciliktir, o kaleler düştü mü fikir özgürlüğünün barbarlar tarafından işgali başlamış demektir.
Gazeteciler olmadan, sınır kaleleri ve sınır muhafızları bulunmadan, fikir özgürlüğünü barbarlığa karşı koruyacak kimse kolay kolay bulunmaz.
Fikir özgürlüğünün, Türkiye toplumu için önemli bir konu olmadığını bilecek kadar tecrübeli ve yaşlıyım.
Sartre’ın dediği gibi, “bir toplumda fikir özgürlüğünün bulunmaması, fikirlerin söylenememesi değil, söylenecek fikirlerin olmamasıdır.”
Bu toplum yüzlerce yıl yeni fikirlerden korkmuş, “başımıza yeni icat çıkarma” lafını bir gelenek haline getirmiş, düşünmekten ödü kopan, ürkek bir toplum.
Bir adam öldürmekten korkmayan ama “büyüklerini” kızdıracak yeni bir fikir söylemekten ödü patlayan bir toplumda yaşadığımızı biliyorum.
Söylenecek çok fazla özgün fikri olmadığından “fikir özgürlüğü” de bir kavram olarak ona yabancı, hatta neredeyse bir alay konusu.
Fikir özgürlüğüne ihtiyacı olduğunun farkında değil.
O özgürlüğü olmadığında bir türlü gelişemeyeceğini, yenileşemeyeceğini, zenginleşemeyeceğini bilmeyen, neden bir türlü gelişemediğine, zenginleşemediğine şaşan bir toplum.
Neden gelişemediğini, neden sürekli dünyanın alay konusu olan baskıcı siyasetçilerle karşılaştığını, her “değişimde” neden sadece yöneticilerin değiştiğini ama yönetim anlayışının değişmediğini anlayamayan bir ülke.
Bunun önemini kavrayamıyor.
Ama toplumun önemini kavramaması, fikir özgürlüğünün önemini azaltmıyor.
İnsan vücudundaki kanın temizlenebilmesi için oksijene ihtiyacı olduğunu bilmeyen birinin oksijensiz yaşaması nasıl mümkün değilse, fikir özgürlüğünün önemini anlamayan bir toplumun da o özgürlük olmadan yaşaması mümkün olmuyor.
Ağzını burnunu kapattığınızda, çırpınmaya başlıyor.
Toplumların hayatları da ölümleri de elbette bir bireyden daha uzun sürüyor, Türkiye de çok uzun zamandır o çırpınmayı yaşıyor, bir türlü kaostan, beladan, kandan kendini kurtaramıyor.
İhtyacı olduğunu bilmediği oksijeni kesilmiş, fikir özgürlüğünün sınır boyları yıkılmış, özgürlük alanları işgal altına alınmış bir toplum çünkü.
Oksijen aldıkça oksijenin önemini ve ona duyduğu ihtiyacı fark edecek.
Fikir özgürlüğü geliştikçe de fikir özgürlüğüne olan ihtiyacını anlayacak.
Bir toplumun oksijeni olan fikir özgürlüğünü koruyacak “sınır muhafızları” olan gazetecileri hedef seçenler, onlara saldıranlar, özgürlüğü yok etmenin, toplumun ağzını burnunu kapatmanın, onu sessizleştirip çürütmenin ilk ve en önemli hamlesinin bu olacağını biliyorlar.
Onun için her rejimin, her düzenin, her yönetimin ilk hedefi onlar.
Tek parti döneminde onlar hapse kondu, onlar öldürüldü.
Demokrat Parti, “demokrasi” getirme vaadiyle işbaşı yaptıktan sonra, iktidarının sonlarına doğru gazetecileri tutuklatmaya başladı, o kadar çok gazeteciyi hapse attı ki Ankara Cezaevi’nin adı “Ankara Hilton”a döndü.
Adalet Parti döneminde de hedefte gazeteciler vardı.
Onun ardından gelen bütün askerî rejimler de gazetecileri topladılar.
AKP, “askerî vesayeti” yıkıp demokrasiyi kurmak için geldi, iktidarı iyice ellerine geçirdiklerine emin olduktan sonra şimdi onlar da gazetecilere saldırıyor.
Galiba hiçbir yönetimin saldırmadığı kadar sert saldırıyorlar gazetecilere ve fikir özgürlüğüne.
Son büyük saldırı Mehmet Baransu’nun tutuklanmasıyla başladı.
Ardından Hidayet Karaca’yı, Gültekin Avcı’yı, Nokta Dergisi’nin yöneticileri olan Cevheri Güven ve Murat Çapan’ı tutukladılar.
Bu arada isimlerini bile izleyemediğimiz kadar çok Kürt gazeteci hapishanelere kondu.
En son olarak da Cumhuriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ü Silivri’ye gönderdiler.
AKP iktidarının diğer iktidarlardan farkı, gazetecileri “casusluk” ve “silahlı terör örgütü üyesi” olmakla suçlaması ve bu suçlamaları ciddiye alacak mahkemeleri olması.
Sanırım Takrir-i Sükûn kanunundan bu yana karşılaştığımız en ağır saldırıyla karşı karşıyayız.
Askerî dönemlerde bile rastlanmamış bir pervasızlık ve gözü dönmüşlükle saldırıyorlar.
Bunun en önemli nedenlerinden biri neredeyse delice bir korku içinde olmaları.
O kadar çok suç işlediler ki özgür bir ülkede yargılanmaktan kurtulamayacaklarını bildiklerinden, özgürlüğün sınır muhafızlarını yok edip, barbarca bir işgali gerçekleştirmeye uğraşıyorlar.
Bunu yaparken, gazetecilik dünyasında doğal biçimde oluşan “manevi” bir hiyerarşiyi de bilinçli bir şekilde altüst etmeye uğraşıyorlar, toplumun yıllar içinde kabul edip saygı gösterdiği gazetecileri “casusluk” gibi manasız suçlarla suçlarken, gazetecilik geçmişlerinin ne olduğu bile bilinmeyen insanları “suçlayıcı” konumuna yerleştirerek onları medyanın önemli insanları yapmaya uğraşıyorlar.
Bu, nerdeyse imkânsız bir iş, bu amaçlarına ulaşmalarına imkân yok.
Bizim gibi toplumların fikirleri gelişmemiş olabilir ama kimin kim olduğunu bilecek bir sezgileri vardır, bu sezgilerini dillendirmekten korksalar da vardır bu sezgi.
Bunu başaramazlar ama gazetecileri hapse atıp, toplumu nefessiz bırakmayı beceriyorlar.
Peki bu zorbaca saldırı karşısında biz ne yapacağız?
Herhalde barbarların saldırısıyla yıkılan “kendi” kalelerimizin dibinde ağlamaktan vazgeçip, bu topyekûn saldırılara topyekûn bir dirençle cevap vermeliyiz.
Bunun için de bir Kürt gazeteciyi Hidayet Karaca’dan, Mehmet Baransu’yu Can Dündar’dan, Cevheri Güven’i Erdem Gül’den ayırmadan hepsinin hakkını korumalıyız.
Hiç unutmamak gerekir ki bir toplumun fikir özgürlüğü “sadece” bir kale ile korunmuyor, o özgürlüğün sınır boylarında çeşitli kaleler var ve onların hepsinin muhafızları da aynı derecede önemli.
Türkiye ve Türkiye’de yaşayan insanlar büyük bir saldırıyla karşı karşıya, biz, hazineyi alabildiğine soymak için büyük bir sessizlik yaratmaya uğraşan bu barbarların suçlarını ortaya koyarken, kendi içimizde de birleşmek zorundayız.
Bütün meslektaşlarımızı aynı güç ve inançla savunursak, kalelerimizi, dolayısıyla ülkemizi de savunmuş olacağız.
Bunu yapabilecek miyiz?
Bunu yapamazsak barbarlardan bir farkımız olmayacak.
Sadece yenilmiş barbarlar olacağız. (P24)
- BIST 9379.83
- Altın 3707.979
- Dolar 37.8409
- Euro 41.3004
- İstanbul 11 °C
- Diyarbakır 14 °C
- Ankara 11 °C
- İzmir 16 °C
- Berlin 7 °C
- Nûbihar Dergisinden Kürt Dili Dosyası!
- Nûbihar dergisinin 164.sayısı çıktı!
- Gazeteci Evrim Kepenek'e kelepçeli gözaltı!
- Gazeteci Sinan Aygül'e saldıran korumalar tutuklandı
- 15 barodan gazeteci Sinan Aygül’e yönelik saldırıya kınama
- İbrahim Kalın MİT Başkanlığına atandı
- Çanakkale ve Balıkesir'de art arda deprem
- Buldan ve Sancar eş başkanlığı bırakacaklarını açıkladı
- Başak Demirtaş: Selahattin adaylığını üç kez iletti
- Şenyaşar ailesi: ‘Gereken yapılmazsa ‘adalet’ pankartını Meclis’e asacağız’
- Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni kabineyi açıkladı
- HDP’li yönetici: Demirtaş’ın talebi genel merkezimize ulaşmadı
- Biden, sahnede yere düştü
- Demirtaş: HDP, cumhurbaşkanı adaylığı talebimi gerekçesiz reddetti
- Selahattin Demirtaş: Aktif politikayı bırakıyorum
Acıda birlik

Ahmet Altan- / Yazar
- Yorumlar 0
- Facebook Yorumları
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Böyle olmaz05 Eylül 2016 Pazartesi 01:22
- Tiyatro28 Ağustos 2016 Pazar 23:15
- Yüz yıllık gün21 Ağustos 2016 Pazar 22:58
- Ne oluyor?14 Ağustos 2016 Pazar 22:56
- Canavarlar bahçesi ve Taraf07 Ağustos 2016 Pazar 21:37
- Bir hikâye kalır01 Ağustos 2016 Pazartesi 00:28
- Goril ve Robespierre20 Temmuz 2016 Çarşamba 02:10
- “FETÖ'cü denilip geçilecek bir iş değil bu"18 Temmuz 2016 Pazartesi 07:10
- Enverleşmek12 Temmuz 2016 Salı 22:57
- Montezuma11 Temmuz 2016 Pazartesi 01:07
- Le Tour…05 Temmuz 2016 Salı 18:11
SON EKLENEN GALERİLER
ÖNE ÇIKANLAR
Fotoğraflarla Kürdistan’a dönen ilk hacı kafilesi
Başkent Hewler’de huzurevi
IŞİD’in son mevzisinden kaçış...
Kürdistan Parlamentosu'nun yeni üyeleri yemin etti
12345678
- Süleyman ÇevikKürtçe zorunlu eğitim bir haktır!
- Ersin TekGeleceğin Önündeki Engel: Geçmiş!
- Roşan LezgînZazakî Kur’an Meali ve İncil çevirisi
- Bayram BozyelSri Lanka; İktidar hırsının trajik sonuçları
- Abdullah Can“Bediüzzaman’ın hançeri” mi, Bediüzzaman’ı hançerlemek mi? (5)
- Mustafa Özçelik‘’Helalleşme’’ söylemini destekleyerek, kapsamlı helalleşmelere kapı ara
- Rahmetullah KarakayaBinelim kuşa gidelim Muş’a (2)
12
Sait Çürükkaya...
Antep'te sokak düğününe bombalı saldırı
Cizre'deki bodrumlarda ne yaşandı?
Nizamettin Ariç - Xakî Bîngol - Çîyayê Şengalê
12345678
- Murat YetkinSon üç gün, son üç soru
- Hayko BağdatKürtler TİP’e neden kırgınlar?
- Arzu YılmazKürt seçmenin seçimi ve dış politika
- Hediye LeventCIA Şefi neden Orta Doğu'da?
- İsmail Beşikci59 Yıl Sonra Şemdinli
- Mehmet Latif YıldızGüçlendirilmiş parlamenter sistem üzerine
- Akif BekiHDP’yi kapatmak neye yarar?
- Fehim TaştekinKürtler için lanet geri mi dönüyor?
- Ahmet TaşgetirenYargı sancısı -bumerangı unutmamak
- Fehmi KoruFırat’ın doğusuna gitmiyoruz, tamam. "Neden"...
- Aydın Doğanİstanbul seçimleri ve ötesi…
- Galip Dalayİran'a Sovyet modeli...
- Hakan AlbayrakMalcolm X
- Elif ÇakırBize ne oldu böyle?
- Orhan Kemal CengizHDP neden arabayı atın önüne koyuyor?
- Yaşar YakışFırat’ın doğusu sorunu askeri harekâtsız da çözümlenebilir mi?
- Mücahit BiliciDonald Trump’ın Zülkarneyn olarak portresi
- Tarık Ziya EkinciKılıçdaroğlu'nun Ahmet Türk'le görüşmesi bir skandaldır
- Akdoğan Özkan'ABD Çin ile Savaşacak'
- Murat SabuncuABD, Türkler ve Kürtler arasında 'çözüm' için devrede mi?
- Ahmet AltanMilliyetçilik ve Aydınlar
- Aslı AydıntaşbaşYalancı bahar mı ikinci bahar mı?
- Amberin Zaman‘Al papazı, ver papazı’ derken elde ne kaldı?
- Etyen MahçupyanErken seçim istemeyip ne yapsaydı?
- Kadri GürselÜç yıl sonra HDP yine anahtar
12345
RÖPORTAJ
Arzu Yılmaz: Irak Başbakanı Kazımi’nin ziyareti Türkiye’den ABD’ye mesajKürt sorunu üzerine çalışmaları ile tanınan ve Kürdistan Bölgesinde de görev yapan Hamburg Üniversitesi Misafir Öğretim Görevlisi Dr. Arzu Yılmaz Irak Başbakanı Kazımi’nin ziyaretini Evrensel'e değerlendirdi.
Türkan Elçi: 'Tahir hiçbir rüyamda benimle konuşmadı’Bugün Diyarbakır Barosu Tahir Elçi’nin öldürülmesinin beşinci yılı.
Kürt hukukçuya Yeni Zelanda'dan 'Küresel Etki ÖdülüERBİL (K24) - Kürt hukukçu Rez Gerdi, mültecilerle ilgili yaptığı çalışmalar ve gösterdiği çabalar nedeniyle Yeni Zelanda’da “Küresel Etki Ödülü”nü kazandı.
PSDK lideri: Kürtler ABD’yle doğrudan görüşmeliKürdistan Sosyalist Demokrat Partisi (KSDP) Genel Sekreteri Muhammed Haci Mahmud, Bağdat’la yaşanan bazı sorunlar konusunda kesin sonuçlar alınması için Kürtlerin ABD’yle doğrudan görüşmesi gerektiğini söyledi.
ÖZEL MAKALE
Konya’daki katliama ilişkin gözaltı sayısı 13’e çıktıKonya’da yedi kişinin katledildiği ırkçı saldırıya ilişkin gözaltına alınanların sayısı 13’e yükseldi.
Reuters: Türkiye sınıfta kaldıKoronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında Türkiye'de 2 haftadır hafta sonları akşamları sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. İngiliz haber ajansı Reuters'ın analizine göre bu yasaklar bir işe yaramadı.
Demirtaş hakkında yeni iddianame: 3 yıla kadar hapsi istendiAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başsavcı Yüksel Kocaman'ı hedef gösterdiğini iddia ettiği HDP'nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hakkında yeni bir iddianame hazırladı. İddianamede Demirtaş’ın 3 yıla kadar hapsi istendi.
Mesud Barzani: Kerkük; anılar, düşler ve düşüncelerBarzani, “Saddam Kerkük’ün Kürtlerin hakkı olduğunu kabul ediyor muydu?” şeklindeki soruya, “Şahsen kendisi bana, ‘Kerkük Kürt kentidir’ dedi."
KÜLTÜR SANAT
Nûbihar Dergisinden Kürt Dili Dosyası!Nûbihar dergisinin 165. Sayısı Kürt Dili Dosyası olarak çıktı.
Nûbihar dergisinin 164.sayısı çıktı!Nûbihar dergisinin yeni sayısı okuyucusuyla buluştu.
Nûbihar dergisinin 163. sayısı çıktı3 ayda bir Kürtçe yayınlanan Nûbihar dergisinin 163. sayısı zengin bir içerikle çıktı.
Feyruz, Suudi Arabistan’da konser vermeyi reddettiArap dünyasının yaşayan en büyük şarkıcısı Feyruz, Suudi Arabistan'ın insan haklarına saygı göstermediğine dikkat çekerek konser davetini reddetti.
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89
Tel : 0532 261 34 89
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.