• BIST 9379.83
  • Altın 3707.979
  • Dolar 37.8409
  • Euro 41.3004
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 10 °C

Türkler, Kürtler ve Gezi...

Türkler, Kürtler ve Gezi...
Gezi Parkı’nda dalgalanan BDP bayrakları, direnişe omuz veren Kürt gençleri olduysa da Diyarbakır’dan Ankara’ya getirilen TOMA’lar, Kürtlerin bu direnişe aldığı mesafeli tavrın göstergelerinden sadece biriydi.

Gezi Parkı direnişi başladığından beri Kürtlerin kitlesel bir katılımla bu direnişte yer almadığı hepimizin malumu. Gezi Parkı’nda dalgalanan BDP bayrakları, direnişe omuz veren Kürt gençleri olduysa da Diyarbakır’dan Ankara’ya getirilen TOMA’lar, Kürtlerin bu direnişe aldığı mesafeli tavrın göstergelerinden sadece biriydi. Uzun süredir sürdürdükleri haklı mücadelenin bir sonucu olan barış zeminine zarar gelmemesi ve müzakerelerin devam etmesi için Kürtler, Gezi ile başlayan direnişe, Türk bayraklı direnişçilere, hükümete yöneltilen eleştirilere tedirginlikle yaklaştılar.

Sosyal medyada Kürtlerin direnişe niye katılmadığına ilişkin iki argüman öne çıkıyordu. Bunlardan ilki Gezi Parkı direnişçilerin Kürdistan’da 30 yıldır süren mücadelede Kürtlere sahip çıkmamış olmasını eleştiriyordu. Diğer argüman ise “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye haykıran ulusalcı kesimle bir arada mücadele etmenin olanaksızlığını vurguluyordu. 

Sıra sizde olmaz! 

Bu gerekçelerden ilkini çürütmek nispeten kolay. Çünkü bu argüman Kürtlere karşı 30 yıldır sürdürülen duyarsızlığın tekrarı. Doğrudur, yıllar boyunca Kürtlerin kayıpları, acıları, yakılan köyleri, tüm bu zulme gösterdikleri direniş, Türklerin gündeminde yer bulmadı. Kürtler yalnız kaldı. Ancak “şimdi sıra sizde” demek, bizi bir duyarsızlık kısırdöngüsüne sokmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

İkinci gerekçeyi ise çürütmek daha güç. Direnişte yoğun bir şekilde varlığını gözlemlediğimiz Türk bayrağı, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı, TGB ve başkaları bu memleketin Kürtler kadar gerçeği. Her an Kürtlere yönelme potansiyeli olan öfkeyi ise hafife almamak gerek. Üstelik Kürtler ve asker doğmayan bizler için “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı ile yürümek, barışmak, teslim etmeliyiz ki, çok zor. Ama, Gezi direnişi süresince yaşanan zulme, ulusalcılar var diye karşı çıkmamak da söz konusu olamaz. Gülten Kışanak’ın da belirttiği gibi devlet şiddetine, terörüne karşı çıkmadan Kürt sorunu çözülemez.

Öyleyse ne yapmalı?

Mustafa Kemal’in askerlerinden bunca eziyet görmüş Kürtler, bu sloganla yürüyen Türklerle yan yana gelebilir, Türkiye’nin demokratikleşmesi için birlikte mücadele edebilir mi? Edecekse, bu nasıl olacak? Kürtler yaşadıklarına, taleplerine bu mücadele içinde gerekli duyarlılığı nasıl yaratacak?

Bu soruların cevabını vermek hiç kolay değil. Üstelik tek bir cevabı, çözümü de yok. Lakin Gezi deneyimi ve sonrasında yaşananlara, bu kısa zamanda olanlara baktığımızda göze çarpan iki önemli fırsatın altını çizmek gerekiyor: Anaakım medyaya duyulan güvensizlik ve farklı kentlerde, parklarda düzenlenen forumlar.

Hepimizin malumu, Kürtler medyadan ümidini keseli, çanak antenlerini kuralı yıllar oldu. Oysa Kürtlerin mücadelesini, kayıplarını, acılarını bilmeyen, senelerdir anaakım medyayla yetinen yığınlar var. Sosyal medyada da sık sık altı çizildi, 30 yıl boyunca televizyonlarda Kürtlere reva görülen zulüm değil, penguenler izlendi. Lakin Gezi direnişleri süresince anaakım medyanın omurgasızlığı, direnişte yer alan kitlelerin anaakım medyaya güvenini ilk defa bu kadar derinden sarstı. Şimdi hükümete, hukuka, medyaya, bize anlatılan geçmişe, şu ana kadar sorgusuz sualsiz kabul edilen her şeye şüphelerin oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Alternatif bir medya yaratarak, şimdiye kadar gerçek varsayılan haberleri, bilgileri sorgulamak, tartışmak, bunca senelik zulmü anlatmak için hiç de hafife alınmaması gereken bir fırsat.

Forumlar 

Bir diğer fırsat ise Gezi’deki çadırların yerle yeksan edilmesinin ardından parklarda yapılmaya başlanan forumlar. Kürtlerin ve Kürtlerin mücadelesine destek veren herkesin parklardaki bu forumlarda bulunması, fikrini, derdini, deneyimini anlatması önemli. Gezi’deki biraradalık, forumlarda yapılan tartışmalar bizden farklı olanı duyma, dinleme becerimizi artırdı. İsyan ve sonrasında gelişen forumlar, 30 yıldır çekilen acıları anlatmanın da, toplumsal barışın da, ortak düşmanı görmenin de hemzemini olabilir.

Kimse her şeyin birden güllük gülistanlık olacağını beklemesin. Demokratikleşme dediğimiz şeyde ne ulaşacağımız bir nihai an ne de herkesi gerçeklerle yüzleştirecek sihirli bir mekanizma mevcut. Gezi direnişi ile birlikte Kürt meselesine ve mücadelesine dair bir kavrayışın oluşmasını beklemek, Gezi’nin sihirli bir değnek olduğunu varsaymak olur. 31 Mayıs’tan bu yana yaşananlar, devletin yaptığı zulmün ne kadar sınırsız, ne kadar fütursuz olabileceğini, hesap vermeden nasıl da can alınabileceğini daha fazla insana gösterdi. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz, ama bu memlekette Kürt sorununu, yıllardır yaşanan eziyeti, sefaleti, kayıpları ve daha tüm gerçekleri sadece birbirimize, bize benzeyene anlatarak ne acılarımıza ortak ne de mücadelemize yoldaş bulabiliriz.

Anlatmak ve paylaşmak 

Yaşadıklarımızı bize benzemeyene tekrar tekrar anlatmak için, olan bitene müdahale etmek için çok önemli bir dönemeçteyiz. Zulmün ve ezilenin farkında olanlara, anlatmak ve paylaşmak konusunda farkında olmayanlardan daha fazla sorumluluk düşüyor.

Şimdi Kürt halkının uzun yıllardır büyük bedeller ödeyerek sürdürdüğü özgürlük mücadelesi ile Batı’da patlak veren isyanın birlikte mücadele etme zamanıdır. Gezi’deki birliktelik ve dayanışmanın devam edebilmesi için bir arada olmak ve mücadeleyi çoğaltmak gerekiyor. Gülten Kışanak’ın da dediği gibi “Devlet şiddetine, devlet terörüne karşı çıkmadan Kürt sorununu çözemeyeceğimizi çok iyi biliyoruz. Kürde demokrasi, Türke sopa olmaz. Türke demokrasi, Kürde sopa olmaz. Biz bunları yıllarca yaşadık. Kimse birini diğerinin karşısına çıkartamaz. Tüm Türkiye’de herkes için demokrasi, özgürlük ve adalet olması gerekiyor.” (Zümray Kutlu-Radikal)

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    • ahmet erdem02 Temmuz 2013 Salı 13:57destek öylemi

      yaşadıklarımız, yaşıyacaklarımızın göstergesidir. on yıllardır toplu veya tek tek öldürülmeler dahil her türlü insanlık dışı muameleyi kürtlere reva görenler ve buna göz yuman ana akım medya hangi yüzle hangi beraberlikten bahsetmektedir. doğan gurubu medya bugün başımıza demokrat kesilmiş, Özkök'ün kürt mezalimindeki rolünü niye konuşmuyorsunuz, destek öylemi? hadi ordan. 18 yaşın altında kaç kürt çocuk öldürüldü, tepkiniz neydi? roboskiyi hatırlamıyormusunuz.

      Yanıtla (0) (0)
    • Sera Gündogan02 Temmuz 2013 Salı 16:11Destek...

      Bu ne celiskidir ya rab... Kürtler beyinlerini penir ile yemedi. Cektigimiz bütün dertler o zihniyetin ürünüydü, simdi bize kalkip bir iki kemalistin ardindan yürüseniz ne güzel olur diyemezsiniz süslü kelimelieriniz ile. Celadimizi kendimize yaren edecek degiliz. Bize uzak olun baska ihsan istemeyiz...

      Yanıtla (0) (0)
    • Serfiraz03 Temmuz 2013 Çarşamba 00:19ne destegi?

      Firsatci Kemalistler böyle balli sinsi laflarla Kürt genclerinin enerjisinden istifade etmek arayisinda. Biliyorlarki kendi iclerinden büyük kitleleri biraraya getiremezler. Cogu yerde oldugu gibi standart bir deyimlede karsimiza cikarak 'Canakkalede beraber savastik' diye. Peki sonrasinda ne oldu inkar, baski ve ölümlerden baska? Bu yüzden Kürtler artik Kemalistlere kanmaz!

      Yanıtla (0) (0)
    • nihat oğur03 Temmuz 2013 Çarşamba 13:42tebrikler

      tebrikler zümray kutlu

      Yanıtla (0) (0)
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89