Bedelli askerlik hakkı tanındığından beri okur kitlesinin çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu gazetelerde çok ilginç yazılarla karşılaşıyorum. Bazı köşe yazarları, herhangi bir şerh bile düşmeye gerek görmeden, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne âdeta bir İslâm ordusu gibi yaklaşıp, askere gitmenin dinî bir vazife olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Fıkhın alanına giren meselelerde temkinli davranmaya, haddimi bilmeye çalışsam da naçizane kendi görüşümü ifade etme ihtiyacı duydum. Mevzubahis argümana önce dini sonra da dünyevi boyutu bağlamında bakalım.
Öncelikle askere gitmek zorunda kalan Müslüman erkeklerin yaşadığı sıkıntılardan bazılarını sıralayalım:
Sakalını kesmek zorunda kalmak,
Namazını komutana 'çaktırmadan' edâ etmeye çalışmak ya da edememek,
'Vatanî görevi' Ramazan'a denk geliyorsa oruç vazifesini yerine getirememek,
Başörtülü eşi ve ailesinin yemin törenine katılamaması,
Yemeklerin öncesinde "Tanrı'ya hamdolsun" demeyi kanıksamak zorunda kalmak,
Devamı
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.