• BIST 9379.83
  • Altın 3707.979
  • Dolar 37.8409
  • Euro 41.3004
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 11 °C

Bediüzzaman’ın ‘beş yüz senelik uyku’ hitabı Kürtleredir

Bediüzzaman’ın ‘beş yüz senelik uyku’ hitabı Kürtleredir
Geçenlerde Nobel ödüllü bilim adamımız sayın Aziz Sancar yaptığı bir konuşmada İslam dünyası beş yüz yıldır bilim üretemiyor anlamında bir değerlendirmede bulundu.

Bunun üzerine Bazı medya organlarında Bediüzzamn’ın yüz yıl önce İslam alemini kast ederek “Beş yüz sene uyku” dan söz ettiğini yazdılar. Halbuki Bediüzzaman bu sözü “Ey Kürtler” diyerek doğrudan doğruya Kürtlere söylemektedir. Tabi Kürtlerle İslam aleminin uykuya dalma ve duraklama dönemleri aynı olabilir. Neticede Kürtler de İslam aleminin bir parçasıdır.

Fakat Bediüzzamn’ın bazı Nur camialarına ait medya organlarında çıkan bu konu ile ilgili tespitinin “Kürtler” bölümü “Vatandaşlarıma ve kardeşlerime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis nâtamam kalır. Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin ahfâdı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa, sahrâ-yı vahşette yatmakla gaflet sizi yağma edecektir.” şeklinde sansürlenip tahrif edilerek verilmişti. Üstad Bediüzzamn’ın vefatından sonra bazı ırkçı zihniyet sahibi sözde takipçileri tarafından bu şekilde tahrif edilip yeniden basılmıştı söz konusu bölümü içeren eser. Fakat 2000li yılların başında Yeni Asya Neşriyat, Envar Neşriyat, Zehra Yayıncılık gibi Nur yayınevleri bu tahrifatı düzelterek orijinal haliyle “Hemcinslerime (soydaşlarıma) burada birkaç söz söylemezsem bence bahis natamam olur: Ey Asuriler ve Kiyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürdler! Beşyüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa sahra-yı vahşette, vahşet ve gaflet sizi garet edecektir.” şeklinde yeniden bastılar. Buna rağmen- devletin bile Kürtleri inkar zihniyeti değişmeye yüz tuttuğu halde- Üstad Bediüzzaman’ın eserlerinin tahrifli ve sansürlü versiyonunun yeniden tedavüle sokulması acaba bir sehiv ve hata sonucu mudur yoksa bazı dindar kardeşlerimizde hala ülkemizin Cumhuriyet döneminden miras kalma “cahiliyye ırçılığı” mı var?

Ben de hem bu sorunun cevabın öğrenmek ve hem de Mayıs 2015 te Mardin Artuklu Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu “Bölgesel ve Küresel Barış İçin İman ve Hürriyet” sempozyumuna sunduğum “Müslüman Milletler ve Kürt Sorunu bağlamında Bediüzzaman’ın Hürriyet Yaklaşımı” tebliğimin Bediüzzaman’ın söz konusu “Beş Yüz Yıllık Uyku” tespiti ile ilgili değerlendirmeyi içeren bölümünü paylaşmak istedim:

“Divan-i Harb-i Örfi kitabının “Bediüzzaman’ın Kürt Manifestosu” nitelemesini hak eden “Hatime” bölümünün hemen başında “ Hemcinslerime (soydaşlarıma) burada birkaç söz söylemezsem bence bahis natamam olur: Ey Asuriler ve Kiyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar, kahraman askerleri olan arslan Kürdler! Beşyüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa sahra-yı vahşette, vahşet ve gaflet sizi garet edecektir.”der. Bedüzzaman’nın Kürtlerin millet olarak uykuya daldıkları beş yüz yıl önceki tarihleri hangi döneme tekabül ediyor acaba? Bu tarih dönemcinde hangi önemli kırılmalar ve değişimler oldu?. Bediüzzaman’ın Kürtlere hitap ettiği “Hatime” bahsinin içinde bulunduğu Divan-i Harb-i Örfi, kitabının ilk baskısı İstanbul 1909’dur. Nursi bu bahsi muhtemelen 1907 ve ya 1908 lerde yazmıştır. Bu tarihten beş yüz sene geri gittiğimizde Miladi 1400 lü yıllara tekabül eder. Bu tarih Kürtlerin Müslüman oluşundan sonra kurdukları önemli devlet ve imparatorluklardan olan Şeddadiler, Mervaniler ve Eyyübilerin hükümdarlık silsilesinin Diyarbakır’da sona erdiği zaman dilimidir. Bunun tarihsel değerlendirmesini de Harvard Üniversitesi Yakın Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Fakültesi profesörü olan ve bu konudaki değerlendirmeleri Bediüzzaman Said Nursi’nin değerlendirmeleri ile paralellik arz eden Mehrdad Izady’e bırakalım: “İslam’ın 7. yüzyılda ortaya çıkmasından sonra Kürdistanlı güçlü göçmenler, asıl Kürdistan toprakları dışındaki yerlerde krallıklar ve prenslikler şeklinde iktidara geldiler. Batı İran toprakları ve daha sonra da bereketli hilal (Mezopotamya) neredeyse birkaç bağımsız Kürt hanedanlığının hükümranlık bölgesi haline gelmişti. İslam’ın merkezi topraklarının siyasal tarihinde 10 yy. ile 12. yy. arasındaki dönem, İslam’ın Kürt yüzyılları olarak adlandırılmalıdır. Zira İslam’ın merkezi topraklarını Bizanslılara, Ruslara ve son olarak da Haçlılara karşı koruyanlar Kürtlerdi. Büveyhilerden sonra ortaçağ’ın en önemli Kürt hanedanlığı Eyyubi hanedanlığıdır. Kutsal toprakları Haçlı seferlerinden kurtarmak üzere Kürdistan’dan yola çıkan Eyyubi İmparatorluğunun kurucusu Sultan Selahaddin Aslan Yürekli Richard’ı yenmiş ve Kürdistan’a ek olarak, Batı Ermenistan, Suriye, Kutsal Topraklar, Arabistan, Mısır, Libya, Doğu Tunus, Kuzeybatı Sudan, Hicaz ve Yemen’i alarak hakimiyet bölgesini genişletmişti. Eyyubilerin çeşitli kolları bu toprakları M.S. 1169’dan 1260’a kadar, Suriye’nin bazı bölgelerini 1342’ye kadar ve Kürdistan’ın kendisini ise 15. yy. a kadar yönetti. Eyyubilerin son kalesi Diyarbekir, bu tarihte (1402) Akkoyunlu Türkmenlere yenildi. Eyyubilerin son başkenti olan Hasankeyf ve oradaki arkeolojik ve mimari zenginlikler Dicle üzerinde kurulması kararlaştırılan Ilısu Barajı ile acımasızca yok olma tehdidi altındadır.”**

Nevzat EMİNOĞLU
nevzat.eminoglu@hotmail.com


* Bediüzzaman Said-i Kürdi, Asar-i Bediiyye, Divan-i Harb-i Örfi, Envar Neşriyat, İstanbul 2009, s. 445.
** Prof. Dr. Mehrdad R. IZADY, Kürtler, (İngilizce’den Çeviri: Cemal Atilla) Doz Yayıncılık, İstanbul 2004, s. 103-106.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 9
  • Facebook Yorumları
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    • Nevzat EMİNOĞLU31 Mayıs 2016 18:54

      Yıldırım'şu tavsiyesi önemli: “Her bir Nur camiasının güzel yönlerinden istifade edilmeli. Kimisi çok okuması ile, kimisi takvası ile, kimisi sadakati ile.” Fakat takva adı altında “sofumeşrep” bir safdilliğe de düşülmemeli. Yine bunu ifade babında“Bir çok Nur camiası, kardeşleri olan Kürtlerin hakları konusunda devletin bile gerisindeler” derdi ki o zamanlar devlet Kürtleri tümüyle inkar ediyordu. 4-Sansür sadece Kürtler ve sosyal birkaç konudadır. Bunların da orjinalleri yayınlandıkları için Risalelerin tümüne bir suizan/güvensizliğe gerek yok. Ama bu sansür gerçeğini de söylemezsek Bediüüzaman’ın kendi kavmine karşı hamiyetini ve onları düşünerek verdiği iman dersinin etkisi kırılır. Hemcinsleri bu iman dersinden mahrum kalır. En önemlisi de hakka karşı hürmetsizlik olur.

      Yanıtla (12) (0)
    • Nevzat EMİNOĞLU31 Mayıs 2016 18:38

      Semsuri kardeşime: 1- Bir kere bu site bir Nur camiasına ait değil ve Nur hizmeti yapma niyeti ile kurulmuş değil. Bir haber sitesi. Tahrifatlı nüshaları esas alan siteler bu gibi düzeltme yazıları yayınlamadıklarından, ilkehaber gibi nispeten her kesime hitap eden sitelere gönderiyorum ki tarihe ve hakka karşı şahitlik olsun. Kaldı ki orijinal Risalelere dayanarak Nur hizmeti yapan Nur Camialarına ait siteler var ve gayet zengin içerikte görünüyorlar. 2- Sesin gür çıkması ve ya çoğunluk teşkil etmesi ölçü değil. Bir zamanlar hak ve istikamet ile ilgili eleştirilerimize “biz tüm dünyada hizmet ediyoruz ve sizler marjinal ve etkisizsiniz diye mukabelede bulunan meşhur “cemaatin” hazin ve ibretlik sonu sanırım açıklayıcıdır. 3-Takva ve siyaset konusunda da şehit Nur talebesi İzzeddin Yıldırı

      Yanıtla (6) (3)
    • semsuri31 Mayıs 2016 10:14

      Nevzat bey bu tahrif edilen kısımlar, asıl risale-i nur külliyatındanmıdır, yoksa eski said döneminde ustadı Kurdinin neşr ettiği hakikatların sonradan ehli bida ve ehli tahrifçe tahrif ve sansürlenmesimidir, siz bütün bu konulara vakıfmısınız, bu çeşit izahların mesuliyeti vardır. çünkü ustadı kurdi risale-i nur külliyatı dışında risalelere girmeyen neşr ettiği hakaik vardır, şimdi bunu bilmeyen safdiller, zan ederki tüm risale tahrif edilmiştir, dolayısı ile iman ve takva esaslarına dair nur risalelerine karşı sui zannı oluşur bu da mesulliyettir.

      Yanıtla (2) (1)
    • semsuri30 Mayıs 2016 14:58

      peki bu tahrifat ve sansürü yapanlar neden daha çok güçlü ve sesleri gür çıkıyor, neden sansürsüz risale taraftarları sesleri daha cılız zayıftırlar. çünkü birinciler risalelerin yüzde 99 una daha sadık ve daha uygulayıcılardır, siyasal ve sosyal meselelere temas eden kısımlarda bazı yerlerde tahrifat ve sansür yapılmış, buna rağmen nur risalelerinin iman ve takva esaslarına bizden daha sadık ve uygulayıcı oldukları için, bizler orjinaliteye taraftar ve sansürsüz risalelere taraftar olduğumuz halde bu nur risalelerinin diğer yüzde 99 takva, ibadet, zikir esaslı kısımlarını ihmal ve gereken önemi vermediğimizden onlar bizlere galiptir, siyasetimiz kavvi takvamız zayıf, bir örnek bir onların sitelerine bakın birde bu siteye arasında dağlar kadar fark vardır.

      Yanıtla (2) (0)
    • Nevzat EMİNOĞLU29 Mayıs 2016 17:07

      Ali Haydar bey'e cevaben şunu söyleyeyim: Tenvir Neşriyat'ın ilk defa tahrifatsız orjinal Risale-i Nur kitaplarını yayınlayan Nur Yayınevi olduğunu biliyorum. Zehra yayıncılıkla beraber bu geleneği temsil ettikleri ve sürdürdükleri de ortada. Fakat özellikle burada nazara vermek istediğim yayınevleri Yeni Asya ve Envar Neşriyat. Çünkü bu iki yayınevi tahrifatlı şekliyle bastıkları Risale-i Nurları bu son yıllarda kısımen düzeltip orjinal halleri ile bastılar. Böylece daha önce ihtiyat ve maslahat icabı Bediüzzaman bunları değiştirmiş şeklinde ileri sürdükleri hakikatsiz gerekçelerinden de vazgeçtikleri görülüyor. Bence bu önemli bir durum.

      Yanıtla (8) (2)
    • Daha fazlasını göster
Diğer Haberler
  • İlksel Yüzleşmeler11 Eylül 2018 Salı 00:36
  • Hewno Bêreng/Renksiz Rüya17 Nisan 2018 Salı 14:18
  • Sünni, Şii ve Kürt okulu18 Ağustos 2017 Cuma 10:44
  • 1925 Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi ve Saîdê Kurdî01 Temmuz 2017 Cumartesi 14:28
  • Kurdistan ve Arap Dünyası; Geleceğe dair (I)13 Haziran 2017 Salı 12:05
  • Sıçrama Tahtası; Kürtler ve Ermeniler25 Nisan 2017 Salı 16:59
  • Furkan Vakfı üyelerine polis ‘müdahalesi’23 Nisan 2017 Pazar 12:06
  • Türkiye ve Kurdistan: Geleceğe Dair (3); MEDYA22 Nisan 2017 Cumartesi 14:11
  • İslam medeniyetinde birlik ve çeşitlilik04 Nisan 2017 Salı 14:43
  • Türkiye ve Kurdistan: Geleceğe Dair (2)01 Nisan 2017 Cumartesi 15:31
  • ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89