• BIST 9484.26
  • Altın 3798.647
  • Dolar 38.0024
  • Euro 41.8076
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 11 °C

Uludere ve kürtaj

Ahmet Altan-

Başbakan Erdoğan, Uludere katliamında yanlış bir yola girdi ve bu yoldan dönmemekte ısrar ederek attığı her adımda biraz daha işleri berbat ediyor.

Erdoğan’ın bu konuşmaları Kürtleri Türkiye’den kopartır mı bilmiyorum ama Kürtleri Türklerden koparttığı çok açık.

Uludere’nin acılı kadınları da zaten bunu insanın içini dağlayan bir cümleyle söylediler:

“Erdoğan her konuşmasında bizi bir kere daha bombalıyor.”

Bir gece yarısı o köye battaniyelere sarılmış paramparça 34 cesedi katırların sırtında getirdiler.

Aralarında on iki, on üç yaşında çocuklar vardı.

O insanları parçalayan devletin başbakanı, o insanların tabutlarına sarılan “bayrakların” Türk bayrağı olmamasını gündeme getiriyor katliamdan beş ay sonra.

34 insanı bombalayan uçakların üstünde Türk bayrağı vardı.

Biraz vicdanı olan bir insan, “o bayrağı niye tabutlara örtmediklerini” sorar mı sizce?

Sizin çocuğunuzu bombalarla parçalasalardı, cesedini evinize battaniyelere sarıp katır sırtında getirselerdi, derdiniz çocuğunuzun tabutuna, o çocuğu bombalayan uçağın üstündeki bayrağı sarmak mı olurdu?

Bu mu meselemiz?

Erdoğan kendi halkından Uludere’yle ilgili gerçekleri saklıyor.

O gerçekler her neyse onu öylesine ürkütüyor ki o gerçeklere dokunmamak için bütün Kürt halkının kalbini kırmayı, hepsini aşağılamayı, “ölülerin” aslında “suçlu” olduğunu söylemeyi göze alıyor.

Haksızlığa uğrayan bir insanı “zorbalıkla” bastırmanın, onun hakkını aramasını engellemenin, onun sesinin çok çıkmamasından yararlanarak sürekli onu ezmenin hayatta karşılaşılabilecek en korkunç durumlardan biri olduğuna inanıyorum.

Kendinizi bir an Uludere köylülerinin yerine koyun.

Çocuklarınızı kaybetmişsiniz, tesellisi olmayan bir acı yaşıyorsunuz, arayacağınız, sarılacağınız tek teselli ne olabilir?

Size bir şey soracağım.

Niye cenazelere gideriz?

Sadece ölülerimizi son yolculuğa uğurlamak değildir oradaki görevimiz, kalanlara da dostluğumuzla, yakınlığımızla bir teselli olmaya çalışmaktır.

Cenazeye gidip de “aslında senin oğlun kaçakçıydı” demeyiz, onu öldürenlere teşekkür etmeyiz, onu öldürenlerin bayrağının niye tabuta sarılmadığını sormayız.

Uludere, Kürtler ve vicdanı olan insanlar için uzun bir cenaze töreni.

Bu cenaze töreni, sorumlular bulunana kadar sürecek.

Yapılan her konuşma bir cenaze töreninde yapılıyor aslında.

Başbakan’ın, İçişleri Bakanı’nın konuşmalarını, bir de o cenazelerin sahiplerinin kulağıyla dinleyin.

Ne hissedersiniz?

Yavaş yavaş ölenleri suçlamaya hazırlanıyorlar, İçişleri Bakanı onların “figüran” olduğunu, “dolap beygiri” olduğunu, “yakalansalardı yargılanacaklarını” söyledi.

Başbakan da, “neden hiç mayınlara basmıyorlar” diye sordu.

Bu “soru” aslında onların “PKK’lı olduğunu” söylemenin ön hazırlığını yapıyor.

Bombalama emrini verenleri koruyabilmek için sonunda “ölenler PKK’lıydı” diyecekler, söylediklerinden anlaşılan bu.

O “PKK’lıydılar” demeye hazırlandığınız insanlar yıllardır “karakolun önünden” geçerek gidiyorlar kaçağa, o köydekilerin epeycesi “korucu”, insanları öldürdükten beş ay sonra “onlar PKK’lıydı” demeye getirmenize kim inanır?

Bütün bu vicdan yaralayıcı konuşmalar sorumluları saklamak için.

Kürtler bunun farkında.

Ve, bunun için ne Erdoğan’ı, ne AKP’yi, ne de onlara dostluk elini uzatmayan, acılarını paylaşmayan Türkleri affedecekler.

Kürtlerle Türkler arasında belki de tarihimizin en ağır kopuşu yaşanıyor Uludere katliamında.

Eğer Başbakan kısa zamanda tutumunu değiştirmez, hukuka ve vicdana uygun bir çizgiye gelmezse, bu kopuşun geri dönüşü olmayacak.

Milliyetçi nutuklar o kopuşu hızlandırmaktan başka işe yaramıyor.

Başbakan bir de “Bizim Müslümanlığımızı kimse test etmesin” diyor, kimse kimsenin Müslümanlığını “test” edemez zaten, bu “imtihan” Allah’la kul arasında.

Ama birileri kalkar da, vicdansızlığı, ahlaksızlığı, yalancılığı bize “bu dindarlıktır” diye göstermeye kalkarsa, o zaman da bizim dini bilenlere, “dindarlık bu mudur” diye sorma hakkımız olur.

Tamam, biz bu konularda çok bilgili değiliz ama “dinin” yalancılık, haksızlık, ahlaksızlık olmadığını bilecek kadar da bir sezgimiz var bizim.

Başbakan Erdoğan, Uludere konusunu gözlerden saklayabilmek için “kürtajı” soktu gündeme, şimdi kürtajı yasaklayacak yasalar getirecekler.

Kürtaj, hiçbir kadın için kolay bir iş değildir, mecbur kalmadıkça hiçbir kadın o iki çatallı ürkütücü koltuğa yatıp da içini kazıtmaz.

Başbakan, kadınların bunu “eğlence” olsun diye yaptıracaklarını mı sanıyor?

Ben, hiç kimsenin bu konuda “kadınların yerine” karar verme hakkına sahip olduğunu sanmıyorum.

Kürtaj yasaklandığında, bu işi çok sağlıksız koşullarda gizlice yaptırmak zorunda kalacak kadınlar, durduk yerde insanlarımız ölecek ya da sakat kalacak.

Uludere’de insanları öldürenleri saklayabilmek için şimdi de kadınlarımızı öldüreceğiz.

Bir kere yanlış bir yola girdin mi artık ondan sonra bir acıdan bir acıya sürüklersin insanları, sonunda onları isyan ettirene kadar.

  • Yorumlar 11
  • Facebook Yorumları
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    • mehmet yazıcı30 Mayıs 2012 Çarşamba 08:41uludere

      sayın altanın erdoğanı hedef yazıları artık bıktırdı türkiyenin gerçek gündeminde sadece uludere yok bir süriye ve işsizlik meselesi en az onun kadar önemli bide sayın altan erdoğanın ve hükümet hatası üzerinde durması normal ama pkk ya ve bdp ye sıra gelince geçiştirerek eleştirmesi bize çok yanlı geliyo buda artık altanın samimi olmadığını ortaya çıkarmaktadır. bu ülkede hükümetler kadar kendisini kürt halkı temsilciyi sayan kesiminde hatası vardır

      Yanıtla (0) (0)
    • mavi ada30 Mayıs 2012 Çarşamba 10:47yazılar

      ben bu yazılardan bıkmadım bence son derece yararlı ve türkiyenin esas gündemi bu olmalı. bu kadar önemli bir olayı bilinçaltına itip sonra biz adam öldürmeyiz diye hem kendinizi hem bizi kandırmaya çalışırsanız bizde öldürülenlerin çocuk olduğunu hatırlarız.

      Yanıtla (0) (0)
    • Süleyman30 Mayıs 2012 Çarşamba 11:13ACILARA TUZ BİBER EKİYOR

      Sayın Erdoğan son dönemde ki konuşmalarıyla herkesi şaşırtmaya devam ediyor. Bir yandan dünya liderliğine soyunurken, diğer yandan ülkesinin sorunlarının karşısında ki çaresizliği ve bu çözümsüzlüğün verdiği stres ve sıkıntı bir bunalım yaşadığını gösteriyor. Suçsuz ve günahsızca üldürülen çocukların acılarına adeta tuz biber ekiyor. Kendi annesine gösterdiği duyarlılığın binde birini katledilen çocukların annelerin göstermiyor.

      Yanıtla (0) (0)
    • fırat bilen30 Mayıs 2012 Çarşamba 11:15vicdan meselesı-yada yandas olamak

      sahsen bır avuc aydın var yazarvar ruzgara karsı kosan ! hakkını vermekj lazım her konuda bıldıgınız yol dogru yoldur.ilminizle gayretınızle dogrularınızla cok yasayın bızı aydınlatıyorsunuz buda sızın toplumdakı yer ve odevınız ne kadar farkında oldugunuzu aynı derecede cesaret gosterıp vıcdanı davrandıgınız ne yazıkkı toplumda cuzdanı daha once dusunen cıkarları herseyın onunde tutan ınsanlar var aynı zamanda toplumlar hastalana bılır dıkkat!

      Yanıtla (0) (0)
    • ali kaya30 Mayıs 2012 Çarşamba 11:25uludere meselesi!

      artık insanlar öyle bir hale gelmiş ki ölümlerin konuşulması yazılması bile insanları rahatsız eder hale gelmiş...sanki sıradan bir olaymış gibi davranılıyor..ben yıllar önce de söylemiştim..şimdi de söylüyorum.Türkiye demokrasi ile yönetilecek bir ülke değildir..çünkü acı ama gerçek Türk toplumu demokrasiyi benimsemiş bir toplum değil ve çoğu konuda önyargıların hakim olduğu bir ülke...faşizmin en çok prim yaptığı yer..bu yüzden kimse adalet bek

      Yanıtla (0) (0)
    • murat suna30 Mayıs 2012 Çarşamba 12:32sn ALTAN

      erdoganin bu hale gelmesinde senin ve gazetenin payini sorguladinmi? demokrasinin de sinden anlamayan erdogani basimiza getirip kutsayan sizler degilmisiniz?

      Yanıtla (0) (0)
    • nalindar30 Mayıs 2012 Çarşamba 16:36nalindarane

      kardeşim kürtlerden bu gün kim PKK'yı eleştirip kendi inandığı hak yolunda mücadele edebiliyor, kürtlerin hak ve hukukunu sadece devlet engellemiyor, birde olayın bu tarafı vardır. yiğidi öldür ama hakkını ver, hak hukuk güzellik ve kardeşlik; barış içindeki ceht, gayret, emek, fedakarlık azim sabır ile olur. silahla öldürmeyle düşmanlık, kin ve nefret girer, artık yeter, besee, hiç bir koşul sunmadan artık silahlar bırakılmalıdır.

      Yanıtla (0) (0)
    • Mehmet30 Mayıs 2012 Çarşamba 22:25Kendisi

      Erdogan'in canla basla, katliami savunmasi bana artik bombalama emrini verenin kendisi oldugunu dusunduruyor. Katliam ordu kademesinin sucu olmus olsaydi, simdiye kadar suclulari diger generaller gibi icerde gorurduk.

      Yanıtla (0) (0)
    • kendin inanıyomusun30 Mayıs 2012 Çarşamba 23:10buna

      mehmet arkadaş .başbakanın başka işi yok 34 vatandaşımızı takip ettirdi. sonra da müsait bir anda hepsini bombalarla katlettirdi. buna gerçekten inanan varmı yaa. adamın eline ne geçecek bunu yapınca.? 34 kişinin katledilmesinden başbakanın ne çıkarı olabilir yada oldu?

      Yanıtla (0) (0)
    • soylu30 Mayıs 2012 Çarşamba 23:50...

      çıkarı yoksa neyden çekiniyor, çıksın neden bombalanmış o insanlar bizi aydınlatsın, kim vermiş o emri kasten mi yoksa hata mı? başbakan orduya teşekkür ediyor, ölenleri suçluyor halen onu savunuyorsunuz. Tsk'dn biri suçluysa başbakan neyden çekiniyor ve olayın üstünü örtmeye çalışıyor?

      Yanıtla (0) (0)
    • Hebun Avaşin31 Mayıs 2012 Perşembe 00:13onlar pkk lısa

      Başbakan vurulanların pkk lı olduklarını söylüyor.peki ne zamandan beri vurulan pkk lılara tazminat ödenmiştir.?

      Yanıtla (0) (0)
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89